Seskikare nedir?
Seskikarenin adı bir buçuk kare demektir. Doksan dereceye kırk beş derece eklendiğinde yüz otuz beş derece çıkar ve bu mesafede duran iki gezegen seskikare kurmuş sayılır. Türkçe kaynaklarda seskükare ya da bir buçuk kare biçiminde de yazılır, eski metinlerde trioktil adı geçer. Yarım kareyle aynı aileden gelir ve zorlayıcı açılar arasında anılır. Majör açı sayılmadığı için dar payla çalışılır.
Yüz otuz beş derece nereden çıkıyor
Hesap tek satırda görülür. Bir kare doksan derecedir, yarım kare kırk beş derecedir, ikisi toplanınca yüz otuz beş eder. Aynı değere başka bir yoldan da varılır. Karşıt açı yüz seksen derecedir; oradan kırk beş derece geri gelirsen yine yüz otuz beşte durursun. Bu yüzden seskikare hem karenin bir üst basamağı hem de karşıtlığın kırk beş derece berisi olarak tarif edilir.
Burç görüntüsü yanıltıcıdır. Yüz otuz beş derece dört buçuk burç eder, yani açı hiçbir zaman burç sınırlarıyla hizalanmaz. Koç burcunun sıfırıncı derecesindeki bir gezegen ile Aslan burcunun on beşinci derecesindeki bir gezegen arasında tam yüz otuz beş derece vardır; bu ikili burç sayımında dört burç uzaklıktadır ve göze üçgen açı gibi görünür. Koç burcunun yirminci derecesindeki bir gezegen ile Başak burcunun beşinci derecesindeki bir gezegen arasında da tam yüz otuz beş derece vardır; bu kez uzaklık beş burçtur ve quincunx izlenimi verir.
Buradan çıkan kural basit. Seskikare göz kararıyla bulunmaz. İki noktanın burçlar kuşağındaki toplam derecesini çıkarmak ve farkın yüz otuz beşe ne kadar yaklaştığına bakmak gerekir. Aynı sebeple tam burç yöntemiyle çalışan bir okumada bu açı hiç görünmez.
Açının yönü: artan mı, azalan mı
Yazılımların neredeyse tamamı iki nokta arasındaki en kısa yayı raporlar. Bunun anlamı şu. Gerçekte iki yüz yirmi beş derecelik bir mesafe varsa, program bunu üç yüz altmıştan çıkarır ve sana yüz otuz beş derece olarak gösterir. Yani listede gördüğün seskikare, iki farklı gökyüzü durumundan hangisi olduğunu söylemez.
Fark neden önemli olabilir? Döngü mantığıyla çalışan ekollerde iki gezegenin ilişkisi kavuşumdan başlayıp karşıtlığa doğru açılan ve oradan yeniden kavuşuma kapanan bir tur olarak okunur. Ay evrelerinin kırk beşer derecelik sekiz basamağı bu mantığın en bilinen örneğidir. Bu çerçevede yüz otuz beş derecelik artan bir konum, karşıtlığa yaklaşan taraftadır; iki yüz yirmi beş derecelik azalan konum ise karşıtlığı geride bırakmış taraftadır. Aynı sayı, döngünün iki ayrı yerine denk gelir.
Elle kontrol etmek zor değil. Yavaş gezegenin derecesini hızlı gezegenin derecesinden çıkarırsın ve sonuç eksi çıkarsa üç yüz altmış eklersin. Elde ettiğin sayı yüz otuz beşe yakınsa açı artan taraftadır, iki yüz yirmi beşe yakınsa azalan taraftadır. Bu ayrım her ekolde kullanılmaz, ama döngü diliyle çalışıyorsan seskikareyi okurken tabloyu belirgin biçimde değiştirir.
Kepler'in adlandırmasından kadran pratiğine
Açı astroloji literatürüne 1619 yılında Kepler'in Harmonices Mundi çalışmasıyla girdi. Kepler daireyi düzgün çokgenlerle böldüğü için sekiz kenarlı çokgenden kırk beş dereceyi türetmişti; yüz otuz beş derece bu dilimin üç katıdır ve o yüzden trioktil, yani üçlü sekizde bir adını taşır. Bugünkü seskikare adı ise Latince bir buçuk anlamındaki sesqui önekinden gelir.
Açının ağırlık kazandığı yer yirminci yüzyıl Alman ekolüdür. Bu gelenekte astrologlar doksan derecelik bir kadran üzerinde çalışır. Kadran, üç yüz altmış derecelik haritayı dörde katlayarak doksan derecelik tek bir yay üzerine yerleştirir. Katlama şu sonucu doğurur: kavuşum, yarım kare, kare, seskikare ve karşıt açı aynı hizaya düşer. Yani bu pratikte zorlayıcı ailenin beş üyesi tek bir bakışta görünür ve seskikare kenarda kalan bir ayrıntı olmaktan çıkar.
Bu tercihin bir bedeli var ve dürüstçe söylenmeli. Kadran yöntemi beş farklı açıyı aynı konuma indirdiği için aralarındaki ton farkını da siler. Klasik ekol bu yüzden yöntemi benimsemez ve seskikareyi hâlâ küçük açı sayar. İki yaklaşım arasında bir hakem yoktur, bir yorumu okurken hangi geleneğe dayandığını bilmek yeterlidir.
Pay, tekrar ve ölçü
Pay iki derece civarında tutulur, titiz çalışanlar bir buçuk dereceye iner. Kadran geleneğiyle çalışanlar bazen daha da daraltır, çünkü o yöntemde tek bir kadran konumunda birden çok açı toplandığı için gevşek pay listeyi okunmaz hale getirir. Doğum haritasında iki derece makul bir başlangıçtır; transit ve progresyonda pay bir dereceye kadar çekilir, zira orada mesele karakter değil zamanlamadır.
Yorumda seskikarenin gerçekten konuşmaya değer olduğu durum tekrardır. Aynı iki gezegen arasında zaten bir kare ya da karşıt açı varsa, seskikare o temayı ikinci kez işaretler. Böyle bir tabloda ayrıntı anlam kazanır. Tek başına duran, iki dereceye yakın paylı bir seskikare ise haritanın omurgasını kurmaz ve yorumun ağırlığını taşıyamaz.
Bir de nokta seçimi meselesi var. Kişisel gezegenler ve hesaplanmış uçlar arasındaki dar bir seskikare kişiye özgüdür. Yavaş gezegenler arasında kurulan aynı açı yıllarca açık kalır ve aynı dönemde doğan herkeste bulunur, yani bireysel bir imza vermez. Hesaplanmış uçlarda doğum saatinin doğruluğu şarttır, birkaç dakikalık kayma bu dar bağı ortadan kaldırabilir.
Haritanda aynı iki gezegen arasında zorlayıcı bir temanın tekrar edip etmediğini Ayperi'ye sorabilirsin, açıları ve dereceleri birlikte gözden geçirirsiniz.
Seskikare ile yarım kare arasındaki fark ne?
İkisi de daireyi sekize bölen kırk beş derecelik ailenin üyesidir. Yarım kare kırk beş derece, seskikare yüz otuz beş derecedir. Seskikare karşıt açıya daha yakın durduğu için birçok kaynakta biraz daha belirgin sayılır.
Seskikare haritamda neden listelenmiyor?
Çoğu yazılım varsayılan ayarda yalnızca beş majör açıyı gösterir. Ayrıca yüz otuz beş derece burç sınırlarıyla hizalanmadığı için burç sayarak da bulunmaz. Görmek için ya ayarlardan küçük açıları açmak ya da dereceleri çıkarmak gerekir.
Seskikare kötü bir açı mı sayılır?
Zorlayıcı aile içinde anılır, ama iyi ya da kötü demek yerine ne kadar dar olduğuna ve hangi noktaları bağladığına bakmak daha doğru. Tek başına duran geniş paylı bir seskikare yorumda belirleyici bir yer tutmaz.